Elveda… 30 Eylül, 2008
Posted by hd in Görülesi, Ramazan.Tags: Bayram, elveda, iftar, oruç, Ramazan, ramazan 1429, ramazan ayı, ramazan-ı şerif, sahur
add a comment
‘Buz’ Eylül / İhsan Deniz 15 Eylül, 2008
Posted by hd in Eylül.Tags: Eylül, ihsan deniz
add a comment
Eylül günleri beni ziyadesiyle heyecanlandırır. Bütün bir yaz boyunca üzerime sinen atalet ve miskinliğin son bulduğunu ve yepyeni, farklı bir kalıba girdiğimi hissederim çoğu zaman. Dıştan içe doğru yayılan bir dirilik, bir kuvvet anaforuna kapılırım.
Eylül’le birlikte beni ayağa kaldıran yegâne şey şudur aslında: ‘Yazma isteği’m kabarır!
Henüz tabiata ‘hüzün’ bulaşmamışken, dağda ya da ormanda bir patika yolda yürümeyi veya bir deniz kenarında dalgaların hışırtısına kapılmayı hayâl ederim. Eylül kendini hiç sakınmadan, tüm güzelliğiyle gelir bulur beni: Özellikle akşamları ufku saran kızıllık karşısında bazen dilim tutulur, salt bir temaşâa nesnesine bakar gibi dalar giderim ötelere.. Söz konusu zaman diliminde mutlaka tabiatın içinde, daha doğrusu koynunda olmaya çabalarım.. (dahası…)
Ramazan Manileri 15 Eylül, 2008
Posted by hd in Ramazan.Tags: iftar, oruç, ramazan 1429, ramazan ayı, ramazan manileri, ramazan-ı şerif, sahur
add a comment
Davulumun ipi kaytan,
Kalmadı sırtıma mintan,
Virin ağlar bahşişim,
Alayım sırtıma mintan
Ne uyursun ne uyursun,
Bu uykudan ne bulursun,
Al aptesti kıl namazı
Cenneti alayı bulursun.
Hayalıklar halayıklar
Ocak başında uyuklar
Davulumun sesini duyunca
Pirincin daşını ayıklar.
Yeni cami direk ister
Bunu söylemeye yürek ister
Benim karnım toktur ama
Arkadaşım börek ister.
Oruç diye/bildiğim…. / Senai Demirci 15 Eylül, 2008
Posted by hd in Ramazan.Tags: oruç yazıları, ramazan 1429, senai demirci
add a comment
Oruç diye/bildiğim….
Bir iğne oruç.. Beni bana dikiyor, yeniden dokuyorum insan olan yanımı. Dudağımı dudağıma teğelliyor; yalan ve boş sözü değdirmiyor nefesime. Bencilliğimin yakalarından tutup cömertliğin düğmelerine ilikliyor beni; yeniden b/akıtıyor hiçliğime, hiçlikten geldiğim gerçeğine…
Bir mühür oruç. Mekanın üzerine kutlu bir vaktin hükmünü basıyor, her köşeyi kutsuyor, her şehri Kâbe’nin eteğine taşı(rı)yor. Mevsimlerden de geçse, ömrün farklı yıllarına da uğrasa, bizi bir sofranın başında bir bir çocuk ediyor, kalplerimizi binbir çocuk sevincine kilitliyor. Kalbimizi meleklerin bile göremediği, şeytanın bile bozamadığı o görünmez, o gösterilmez, yalnızca O’na görünür sadrın içine (dahası…)
Eylül Sonu / Yahya Kemal Beyatlı 14 Eylül, 2008
Posted by hd in Eylül.Tags: Eylül Sonu, Yahya Kemal Beyatlı
add a comment
Eylül Sonu
Günler kısaldı. Kanlica’nin ihtiyarları
Bir bir hatırlamakta gecen sonbaharları.
Yalnız bu semti sevmek için ömrümüz kısa…
Yazlar yavaşça bitmese, Günler kısalmasa…
İçtik bu nadir icki’yi yıllarca kanmadık…
Bor böyle zevke tek bir omur yetmiyor, yazık!
Ölmek kaderde var, bize ürküntü vermiyor;
Lakin vatandan ayrılısın ıstırabı zor.
Hiç dönmemek olum gecesinden bu sahile,
Bitmez bir özleyiştir, ölümden biter bile.
Aslında Bütün Baharlar Eylüldür / Rıdvan Canım 14 Eylül, 2008
Posted by hd in Eylül.Tags: Eylül, rıdvan canım
add a comment
Aslında Bütün Baharlar Eylüldür
Bilir misin
aslında bütün baharlar eylüldür
Hani nerde o
çiçeklerimiz
sünbüllerimiz, karanfillerimiz, yaseminlerimiz
ve nergislerimiz
ki içimizde açardı hep
sonra
nerede servilerimiz, çınarlarımız
avlularımız terkedip giden
güvercinlerimiz nerede/neden kesildi bilir misin
suyu çeşmelerimizin
sebillerimizin
Bilir misn
aslunda bütün baharlar eylüldür
Neden sustu kumrularımız birdenbire
bülbülerimiz bir de
ve güllerimizin üstünden
nice tanzimatlar geçti sonra
benzi soluk boynu bükük yetimlerdir şimdi
şiirlerimiz bizim
Bilir misin
aslında bütün baharlar eylüldür
Utanırken geceler karanlığında şimdi
ve bir de
utancından kızarırken lalelerimiz
utanır oldu utanmaktan züleyhalarımız
bu kays mıdır ya sen leyla mısın
asla tanımadıklarımız
aah tanımadıklarımız
kimsiniz söyler misiniz
Ramazan’ın Sokakları, Kadınları ve Erkekleri… / Tarık Tufan 7 Eylül, 2008
Posted by hd in Ramazan.Tags: Ramazan, tarık tufan
add a comment
Bir gece yarısı ayağa kalkıp bir sofranın başına kurulduk. Herkes uyandı. Kuşlar, nehirler, sokaklar uyandı. Sahur etti dünya. Ertesi gün ağzımızdan tek lokma geçmeyecek diye Rabbimize söz veriyoruz. İçimizden ta içimizden niyet ediyoruz.
Güneş de uyanacaktı ki vazgeçti. Güneş sonraki bir vakit uyandığında, kutsal gecemiz bir sonraki gün devam etmek üzere veda etti evimize, sokağımıza.
**
Kadınlar evlerde bir araya gelip mukabele yapıyorlar.
Cebrail’le, Muhammed Mustafa da karşılıklı mukabele ediyorlardı. Bir melek ve bir peygamber coşkusu (dahası…)
Bilgelerin soluğu, orucun susadığı ses / Sadık Yalsızuçanlar 7 Eylül, 2008
Posted by hd in Ramazan, Yaşanası.Tags: bilge, Bilgelerin soluğu, orucun susadığı ses, Sadık Yalsızuçanlar, Samanyolunda Ziyafet, sezai karakoç
add a comment
Yeni bir oruca erdiğimiz bu günlerde, bu yolda bir adım daha atabilmenin umuduyla dolu bütün inanmış yürekleri göz kamaştıran bir bilgenin Niyazi Mısri’nin soluğuyla selamlamanın vaktidir. Boşa geçmiş kırk beş yılı geride bırakmış, isteklerinden vazgeçme koşusunda gerilerde kalmış bir ruh yorgunu olarak, bir isteğimden daha kurtulmuş olarak girdiğim bu Ramazan-ı şerifte, bilgelik göğümüzün en parlak yıldızı Bediüzzaman’ın, çileyle örülü yaşamının en zor anlarında dizeleriyle teselli bulduğu Niyazi Mısri’nin selamıyla… Sonunda, kendini Anka diye niteleyen bu büyük bilgenin, baş döndüren yaşamını konu alan bir kitaptan kurtuldum. Dumanı üzerindeki bu kitaptan, kendimden söz etmek için değil -insanın kendinden söz etmesi kadar çirkin bir şey olabilir mi?- bilgelerin soluğunun üzerimize daha kuşatıcı biçimde estiği Ramazan-ı şeriften söz etmek niyetiyle bahs açıyorum. Anka’dan sonra artık, kendi hikâyemi, Üstad’ı (dahası…)
Oruç kalkandır 6 Eylül, 2008
Posted by hd in Görülesi, Ramazan.Tags: hasan aycın, oruç, Ramazan
add a comment











