Bosna’da Ramazan tebriği hâlâ Türkçe söyleniyor / Fatih Gürsoy 1 Eylül, 2008
Posted by hd in Ramazan, Yaşanası.Tags: bosna'da ramazan, bosna-hersek, iftar, oruç, osmanlı, ramazan 1429, ramazan ayı, ramazan-ı şerif, sahur, saray-bosna
add a comment
Bosna-Hersek’te, Osmanlı’dan kalma âdetler hâlâ yaşatılıyor. Genç-yaşlı bütün Müslümanlar ‘Ramazan şerif mübarek olsun’ diyerek birbirlerini tebrik ediyor; ancak söyleyen de dinleyen de bu cümlenin mânâsını bilmiyor!
Yaklaşık altı yüz yıl önce İslamiyet’le tanışan Bosna, Ramazan aylarını Osmanlı’dan kalan izlerle geçiriyor. Heyecan her yıl olduğu gibi Ramazan ayı daha gelmeden başlıyor. Osmanlı döneminden kalma Başçarşı ve oraya uzanan bütün sokak ve caddeler adeta bir gelinlik gibi süslenirken şehirdeki bütün camiler ışıklandırılıyor. Ramazan’da birçok şehirde her yaştan binlerce insanın iştirak ettiği dinî musiki konserleri veriliyor. Medreseler (imam-hatip liseleri) tatil ediliyor ve öğrenciler halka dinî konularda yardımcı olması, hizmet etmesi için ülkenin her tarafına dağıtılıyor. Bosna-Hersek, Hırvatistan ve Sırbistan’da bulunan Müslümanların dinî liderliğini üstlenen riyaset makamı Ramazan ayını büyük afişlere Türkçe ‘Ramazan şerif (dahası…)
İftar Duası 1 Eylül, 2008
Posted by hd in Hakikat, Ramazan.Tags: iftar, iftar duası, oruç, ramazan 1429, ramazan ayı, ramazan-ı şerif, sahur
add a comment
Ey mağfireti geniş olan Allah’ım! Beni bağışla Allahım! Senin rızan için oruç tuttum. Sana inandım. Sana dayandım. Verdiğin nimetle oruç açtım. Ramazanın yarınki gün orucuna niyet ettim. Önceden işlediğim, ileride işleyeceğim günahlarımı affet. Yardımı sayesinde oruç tuttuğum, rızkıyla iftar ettiğim Allaha hamdolsun
İşte o an: İftar vakti / Fatma K. Barbarosoğlu 1 Eylül, 2008
Posted by hd in Hakikat, Ramazan, Yaşanası.Tags: iftar, iftar vakti, oruç, Ramazan, ramazan 1429, ramazan ayı, ramazan-ı şerif, sahur, yenişafak
add a comment
O an diye bir cümleye başladığımızda, arkasından fevkalade bir hikayenin sökün edeceğini muhatabımız anlar. Nedir, yaşanmakta olan zamanı o an diye çerçeve içine alarak, unutulmaz kılan kimya? Bir nehir misali akıp gitmekte olan zamanı “o an “ ile kesintiye uğratan, çoğunlukla yoksunluklardır. Akıntının içinde yaşayıp giderken, yaşamın kendisi öylesine sıradan ve tek düze bir hale gelmişken, hiçbir şey fevkaladenin aynasına düşmez. Olağanın, olağanüstüye evirilmesi için kesinti şarttır adeta. Şair, hayatın şiirselliğini kesintiye uğramasında ararken ne kadar da hislerimize tercümandır aslında.
Varlığın içinde olanlar varlığın kıymetini bilmez. Nedir varlık? Sağlık bir varlıktır. Ama sağlığın bir varlık olması için bütün uzuvlarının farkında olması lazımdır kişinin. Sağlıklıyken farkına varmayız hiçbir uzvumuzun. (dahası…)
Ramazan Geldi / Ahmet Selim 1 Eylül, 2008
Posted by hd in Ramazan, Yaşanası.Tags: ahmet selim, iftar, oruç, Ramazan, ramazan 1429, ramazan ayı, ramazan-ı şerif, sahur
add a comment
iftarını meleklerle beklediğim¸ orucunu gözyaşıyla tuttuğum ramazan geldi…
hazırlanıyorum…
eli ayağı tutmayan eskimiş ruhumu kazıyorum bedenimin duvarlarından
içine günah batmış ruhumu örümceklerin af ağlarını ördüğü bir gözyaşı çukuruna gömüyorum
acizliğime tıka basa nefis dolduran şeytanın cenazesine gider gibi bir düğün sevinci buluyorum
aynaları kırılmış¸kendini bilmekten yoksun kendime bir tövbe mağarası arıyorum
kimsenin bilmediği bi kimse olmak için Rabb’in beni bildiği bir seccadede yaradılışımın miladı olacak secdelere kapanıyorum …
iftarını meleklerle beklediğim¸ orucunu gözyaşıyla tuttuğum ramazan geldi… (dahası…)
Oruç tutmak… 1 Eylül, 2008
Posted by hd in Görülesi, Ramazan.Tags: iftar, oruç, ramazan 1429, ramazan ayı, ramazan-ı şerif, sahur
add a comment
Yeni bir Eylül, yeni bir sonbahar / Mehmet Altan 1 Eylül, 2008
Posted by hd in Eylül, Yaşanası.Tags: cahit sıtkı tarancı, Eylül, mehmet altan, star gazetesi
add a comment
‘Birkaç boş portakal sandığının rastgele atıldığı soluk mavi renkli izbe kapının yanındaki bodur yeşil ağaçta kendilerini gizlemeye çabalayan pembemsi minik nar kalabalığı, bu seneki Eylül’ün ve sonbaharın habercisi gibiydi.
İnsan yaşlandıkça, rastlaştığı Eylül’lerde kendini, renkleri ve ışıkları değişmeyen bir tiyatro dekorunun çaresiz aktörü gibi hissediyor.
* * *
Berrak ve serin bir ışık…
Sabırsızca erkenden inmeye başlayan akşamları yayılan bir kızıllık…
Yaprakların altına saklanan narlar…
Randevusuna asla ihanet etmeyen yerleşik Eylül dekorunun, biz çaresiz aktörlerin, kendini kandırmak için beyhude çaba ile önünde tiradlar okuduğumuz görüntüleri bunlar. (dahası…)
Ey oruç! 1 Eylül, 2008
Posted by hd in Görülesi, Ramazan.Tags: ey oruç tut bizi, iftar, mahya, oruç, ramazan 1429, ramazan ayı, ramazan-ı şerif, sahur
1 comment so far
Merhaba ey! / Gökhan Özcan 1 Eylül, 2008
Posted by hd in Ramazan, Yaşanası.Tags: 1429, gökhan özcan, iftar, oruç, Ramazan, ramazan 1429, ramazan ayı, ramazan-ı şerif, sahur, yenişafak
1 comment so far
Her yıl rahmet mevsimi geldiğinde, aslında hayatın çekirdeğini bile doldurmayacağına kani olduğum gündem kalabalığını elimin tersiyle itip bir “Ramazan karşılaması” yazmaktan büyük keyif alıyorum. Ramazan ayının gelip hayatımın merkezine yerleşmesinden, gündelik alışkanlıklarımı elimden alarak canımı acıtmasından da gayet memnunum. Hiç sağa sola sapmadan gerçeği bodoslama söyleyeceğim: Oruç tutmak zor geliyor. Bu zorluğu aşarak, nefsin mızıldanmalarına kulaklarımı tıkayarak oruca merhaba diyebilmeyi çorak hayatım için bir rahmet ihtimali olarak görüyorum, hakikaten serinliyorum. Zamane insanlarından biri olarak canımı yakan her ihtimalden bir serinlik umuyorum. Çünkü bu zamanda yaşayan insanların canı hiç acıtılmamaya ayarlanmış durumda. Acımayan canın canı olur mu hiç? Acımayan can, can olur mu? Allahtan hayatın zembereğinin boşaldığı bu zamandan öncesine dair izler var zihnimde. (dahası…)











