jump to navigation

Ey Oruç tut beni! / İsmail Kılıçarslan 2 Eylül, 2008

Posted by hd in Ramazan, Yaşanası.
Tags: , , , , ,
add a comment

Kaba ve bilinen bir örnektir. Bir eşeği akşama dek otsuz ve susuz bir köşeye bağlarsanız; şekilsel olarak o da oruç tutmuş olur.
Önemli olan aç kalmak değil. Önemli olan oruç tutmak da değil. Önemli olan, orucun bizi tutması!
“Bir kez gönül yıktın ise / o kıldığın namaz değil” der ya Yunus Emre; Ramazan ayının ve Oruç ibadetinin bize önerdiği şey de tam olarak budur bana kalırsa: Gönül yıkmamak. Böylelikle tuttuğumuz “şey”in oruç olmasını sağlamak.
Orucun, kişiye öğretmesi gereken en önemli unsurlar “tahammül”, “sabır” ve “yoksunluğa alışma” kavramlarıdır. Biz, sahurdan iftara yemekten, içmekten ve cinsellikten uzak durarak tahammül etmeyi, sabretmeyi ve yokluğa-yoksunluğa alışmayı öğreniriz/öğrenmeliyiz.
Kurban ibadetini tanımlayan ayetlerden birinde “kestiğiniz kurbanların ne etleri ne de kanları Allah’a ulaşacak değildir. Allah’a ancak takvanız ulaşır” denilmektedir. (dahası…)

Oruç ülkesi / Sezai Karakoç 2 Eylül, 2008

Posted by hd in Ramazan.
Tags: , , , , , , ,
add a comment

Oruç, metafizik âleme açılan pencerelerin ortamıdır mümin için. Fizik karartıların gönül ışığıyla silinişi. Öteleri görüş ve ötelere eriş, maddi perdelerin inceltile inceltile öteyi gösterir hale getirilişi.

Oruç, yaşadığımız günlük ve gündelik hayatı adeta bir rüyaya çeviren mutluluk anahtarı. Kanatlanan gün demek oruç ayının gündüzü. Yerçekiminin etkisinin kayboluşu sanki benliğimiz ve eşyamız üzerinde. Namazla, duayla birleşince oruç, büsbütün renklenmiş ve güçlenmiş olarak bizi, fizikötesi donanımların yıldızlı harmanisine bürür.

Kalbimiz, İslâm’ın kişi için tayin ettiği edimlerle mümin kalbi haline gelir. Oruçla, namazla, hac ve zekâtla, kalb, kalb olur. İnanç, kalbde bu tür tecrübelerin tekrarıyla kökleşir. İnançtan davranışa, davranıştan inanca sürekli bir akış, oruç, namaz ve hac gibi ibadetlerin sağladığı bir kan dolaşımıdır. Sebepsiz değildir (dahası…)

Tut Beni Ey Oruç; Kavra, İyice Tut… / M. Nihat Malkoç 2 Eylül, 2008

Posted by hd in Ramazan, Yaşanası.
Tags: , , , , , , , ,
add a comment

Masmavi bir göğün şafağında dalarken yemyeşil düşlere
Kalemin zehirli kanı damlar bembeyaz sayfalara
Bulutlar kusar acıların haram meyvesini
Şakiler tutar yolların nurlu kavşağını
Gözlerimin kan çanaklarında yüzer sülükler
Sen yetişirsin ufukları kuşatan ve kucaklayan ramazan
Sen derman olursun katmerleşen yürek yarama
Panzehirim, azgın fırtınalarıma şefkatli liman…

Tut beni ey oruç; tut ki uçurumlarda hakikatin eteğine yapışayım
Yalanların kızgın ateşinde akışkan berrak suyum ol… (dahası…)

Ramazan gelmiş kapımıza… 2 Eylül, 2008

Posted by hd in Ramazan, Yaşanası.
Tags: , , , , , ,
add a comment

ben dayarım başımı topraktan akşamlara, anladım ramazan gelmiş kapımıza

içimde susamları aceleyle serpiştirilmiş bir ramazan pidesi tazeliği var
mutfağın gıcırdayan kapısını, annemin çorba karıştıran ellerini görebilecek kadar açıyorum
komşulara götürmem için hazırladığı yemeklerin başında bir şefkat bekçisiydi annem, gülümsüyorum
iftar vakitleri gelince ne kadar gıcırdasa da, bir kraliyet kapısıydı mutfak kapısı
öylece bırakıyorum..
babamın, günlük gazetelerin arasına yerleştirilmiş imsakiyeleri alıp, diplomasını yeni almış bir çocuk gibi duvarın dökülmüş yüzüne asması duygulandırıyor beni
boğazımdaki düğümü çözen bu mubarek telaşa bakıp ağladığımda, her yaşım büyütüyor sanki merhametimin yaşını (dahası…)

Gözyaşından iftar / Fatma K. Barbarosoğlu 2 Eylül, 2008

Posted by hd in Ramazan.
Tags: , , , , , , ,
add a comment

Dağ gibi bir adamdı. Elli yaş civarında. Kara palabıyıkları ve dadaş şalvarı ile kapının önünde bekliyordu.

Açıldı kapı. Biraz önce çalınmış olan.

Adam hayırlı ramazanlar dedi. Ben ramazan davulcu…su…

Daha cümlesini tamamlamamıştı bile.

Kapının bu tarafındaki.Yani kadın.Yani kapıyı gönülsüz açmış olan. Davul çalınsın istemiyorum ki! dedi.

Keskin bir bıçak hükmündeydi cümle ve önce sahibini kesti. Sonra dadaş şalvarlı adamı. (dahası…)

Gurbet ve Ramazan / Rasim Özdenören 2 Eylül, 2008

Posted by hd in Ramazan.
Tags: , , , , , , , , ,
add a comment

Bazı şeyleri, insanın binlerce, onbinlerce yıl önceki atalarının da aynıyla yapmış olduğunu bilmek insanın üzerinde tuhaf titreşimler bırakıyor, insanı tuhaf duygulara sevk ediyor. Düşünün ki, bizim, binlerce yıl önceki atalarımız da, bu gün bizim yaptığımız gibi, Allah’ın emrine uyarak oruç tutmuştu! Ama bu duygu, nadir bir şeydir, az bulunur bir şeydir, dahası ona belki antika demek bile yakışık alır. Çünkü bu duygu her yerde, olur olmaz karşınıza çıkacak türden bir şey gibi görünmüyor. Ben bu duyguyu, yıllar önce, bir Ramazan başlangıcında, bir gurbette duyumsadım.

Doğrusu ya, o Ramazan’ın nasıl geçeceğini bilmiyordum. Herhangi bir hazırlığım yoktu. Doğrusu herhangi bir hazırlık ihtiyacını duyumsadığım da söylenemezdi. O bilmediğim koca kentte, bir başınaydım. Akşam olmuş, yürüyerek, kaldığım pansiyona gidiyordum. Ertesi gün Ramazan’ın ilk günü olacaktı. Dolayısıyla o gece sahura kalkmalıydım. Daha ilginci, hemen o yatsı sonunda da teravih namazını eda etmemiz (dahası…)

Göğün Coşkusu: Mağfiret Yerin Coşkusu: Savm! / Abdülaziz Tantik 2 Eylül, 2008

Posted by hd in Ramazan, Yaşanası.
Tags: , , , , , , ,
add a comment

Meltem rüzgârları hafif hafif esmektedir. Bir bahar muştusu sunuyor! Senfoni duyguları coşturuyor. Müthiş bir ahenk ve coşkulu bir dimağ hareketlenerek zifafa hazırlık yapıyor. Her şey bu derin uyumun sıcaklığına teşne ve büyük bir arzuyla bekleyişe hayran hayran duruyor…

Bu duygusal coşku meltem rüzgârları gibi yüzleri okşayarak insanda müthiş bir sıcaklığın oluşturduğu duyguyu harekete geçirmekte ve insanın yüreğini kıpır kıpır hareketlendirmektedir.

Yeni, yepyeni bir ruh ikliminin doğuşunu müjdeleyen bu meltem rüzgarı, insanı duygu sarhoşluğuna mahpus etmekte ve kalbin rikkat kazanarak insanlığa ve varlığa yönelik ilgisini canlandırmaktadır. Varlık bir gelin nazlığında hazırlanıyor bu kutlu ana! Hasret ve hüzün yerini sevince ve zevke terk ediyor. Bu buluşma anı; karanlığı ve karanlıktan beslenenleri çok korkutuyor. Kendi karanlıklarına mahkûm bir yaşamı (dahası…)

Samanyolu’nda Ziyafet / Sezai Karakoç 2 Eylül, 2008

Posted by hd in Ramazan, Yaşanası.
Tags: , , , , , , , , , ,
add a comment

Oruçtur
Bir kuşluk gibi, ağaçların arasından, kuş seslerinin marul içi tazeliğindeki bebeksi sevinçlerin içinden güneş neşesinin yürüyerek insanları kuşatası gibi gelen Oruçtur.

Yüzünde nur, elinde Kur’an, dudaklarında salavat, yüreğinde Yaradan sevgisi ve korkusu, hayalinde ideal İslam yurdu, kafasında gerçekçi gurursuz akıl, ruhunda ve vücudunda namaz, mü’min ve Müslüman aydır bu gelen; Oruç ayı. (dahası…)

Bir Hadis-Bir Ayet 2 Eylül, 2008

Posted by hd in Hakikat, Ramazan, Yaşanası.
Tags: , , , , , , , , , ,
add a comment

“Oruç kalkandır. Biriniz oruç tuttuğu gün kötü söz söylemesin ve kavga etmesin. Şayet biri kendisine söver ya da çatarsa ‘Ben oruçluyum’ desin.” (Hadis-i Şerif)

İnsanlara yol gösteren, doğru yolu, doğruyu ve yanlışı açıklayan Kur’an ramazan ayında indirilmiştir. Sizden kim o aya erişirse oruçla geçirsin. (Bakara 185)