jump to navigation

Ramazan / Rıdvan Canım 5 Eylül, 2008

Posted by hd in Ramazan.
Tags: ,
trackback

Ayların en güzeli, en kutlusu, en hüzünlüsü, en bereketlisi Ramazan geldi gelecek derken sonunda kapılarımızı çaldı.. Elimizden ve dilimizden ona “Hoş geldin, safâlar getirdin” demekten başka bir şey gelmiyor.. Gerçekten öyle mi acaba? Sizce de Ramazan “hoş” mu geliyor, gerçekten “safâlar mı getirecek bizlere ?”, ne dersiniz.. Ramazanla ilgili bir yazı yazmaya karar verdiğimde mümkün olduğu kadar duygularımı yazıma karıştırmamak kararlılığında idim. Ama herhalde olmayacak..
“Bu, sizin kaçıncı ramazanınız, hiç düşündünüz mü.. Ya da bundan sonra hayatımızda kaç ramazan olur dersiniz? Eski zamanların eğlence ayı, huzur ve mutluluk ayı ramazan neden şimdilerde “ayların en hüzünlüsü” oldu dersiniz.. Eskiden, radyo ve televizyonların, sinemaların olmadığı devirlerde ramazan akşamlarında “Karagöz” gösterileri yaparlarmış.. İnsanları eğlendirmek adına.. Üstad Necib Fâzıl bundan hareketle biraz da sitemle; “Karagöz seyri değil, gözyaşı dökme ayı Bilinmezi bilirler, bilseler ağlamayı” diyor.. Gözümüzün yaşı ne zaman kurudu ki de diyebilirsiniz tabii.. Ancak uğrunda gözyaşı döktüğümüz şeylerin ne olduğu da önemli elbette.. Kuşkusuz gülmek, eğlenmek de ağlamak da bizim “insânî” tarafımız. Ömür dediğimiz şey de gülmek ve ağlamaktan ibaret değil midir zaten..
Ramazan geldi.. Aslında Ramazan, önce yüreklerimize gelmeli değil mi? Evet, kireçlenmiş, taşlaşmış, his yoksulu yüreklerimizi yumuşatmaya, bizi aslımıza döndürmeye, bize insanlığımızı hatırlatmaya, bizi melekleştirmeye gelmiş olmalı Ramazan.. Yiyip içmekten kesildiğimizde, yani sadece O’nun rızası ve hatırı için ağızlarımızı bağladığımızda, kendimizi melekler kadar saf ve temiz, bir o kadar da hafif hissediyoruz değil mi ? Esasen kendimizi “melek”ler gibi hissetmemiz çok normal, çünkü melekler de yiyip içmeyen varlıklardır da ondan.. Aksini düşündükçe uykularımız kaçmalı aslında.. Yiyip içmelerimiz arttıkça meleklikten uzaklaşacağımızı bilmek nasıl bir duygudur?! İşte ramazan bu ikisi arasındaki farkı hatırlatmak için kapılarımızı çalmış bulunuyor.
İslâm coğrafyasının gözü yaşlı Müslümanları ! Savaşın çocukları ! Neredeyse tüm doğu toplumları ! Sofralarına -sofraları kaldıysa tabii!- rahmetle birlikte bomba yağan bahtsız insanlar! Sevinin ki yüreklerinize rahmet rüzgârları esmek üzeredir. Allah’ın lûtfu, rahmeti ve bereketi sizleri kuşatmak, sarıp sarmalamak üzeredir. Sabredin, dayanın, dualarımız sizlere ulaşmak üzeredir. Ramazan, tüm İslâm dünyasına geliyor.. Filistin’e, Çeçenistan’a, Abhazya’ya, Osetya’ya, Irak’a, Bosna’ya, Kosova’ya, Pakistan’a ve Afganistan’a da geliyor.. Onlar da oruç tutacaklar.. Hep oruçlu olsalar bile.. Onlar da harap olmuş camilerinde, toz toprak içinde teravih namazlarına koşacaklar.. Afgan çocukları, ramazan akşamlarında sokaklara çıkacaklar belki, korkudan sokaklara çıkacak halleri kaldıysa elbette.. Bizler iftar sofralarında onları ne kadar hatırlayabileceğiz.. Yediğimiz nimetler, onları hatırladığımızda boğazlarımıza düğümlenecek mi dersiniz? Uykularımızı bölüp gece yarılarında sıcak yataklarımızdan kalkabilecek miyiz? Bizden uzaklarda milyonlarca insanın hiç yatmadığını, hiç uyumadığını, dağlarda, mağaralarda, yollarda aç ve bî-ilaç, perişan, korkular içinde ramazanı karşıladıklarını aklımıza getirebilecek miyiz? Onlar için ne yapabileceğiz.. Sadece onlar adına üzülmekle mi yetineceğiz, yoksa bir şeyler yapabilmenin rüyasıyla mı yatıp kalkacağız.. Ne yapacağız, ne yapabileceğiz..Hoş geldin yüreklerimize ey kutlu, ey mübarek ramazan.. Ey ayların sultânı, ey Allah’ın bizlere lûtfu ve ihsânı, hoş geldin yüreklerimize.. Hoş geldin, safâlar getirdin sevgiye hasret gönüllerimize..
Müjde mü’minler size ihsân-ı rahmândır gelen
Şânına ta’zîm için bu mâh-ı gufrândır gelen
Ramazan ayının evlerinize bereket, huzur ve mutluluk, gönüllerinize coşku ve merhamet getirmesini diliyorum. Hayırlı ramazanlar temennisiyle

Yorumlar»

No comments yet — be the first.