Bilgelerin soluğu, orucun susadığı ses / Sadık Yalsızuçanlar 7 Eylül, 2008
Posted by hd in Ramazan, Yaşanası.Tags: bilge, Bilgelerin soluğu, orucun susadığı ses, Sadık Yalsızuçanlar, Samanyolunda Ziyafet, sezai karakoç
add a comment
Yeni bir oruca erdiğimiz bu günlerde, bu yolda bir adım daha atabilmenin umuduyla dolu bütün inanmış yürekleri göz kamaştıran bir bilgenin Niyazi Mısri’nin soluğuyla selamlamanın vaktidir. Boşa geçmiş kırk beş yılı geride bırakmış, isteklerinden vazgeçme koşusunda gerilerde kalmış bir ruh yorgunu olarak, bir isteğimden daha kurtulmuş olarak girdiğim bu Ramazan-ı şerifte, bilgelik göğümüzün en parlak yıldızı Bediüzzaman’ın, çileyle örülü yaşamının en zor anlarında dizeleriyle teselli bulduğu Niyazi Mısri’nin selamıyla… Sonunda, kendini Anka diye niteleyen bu büyük bilgenin, baş döndüren yaşamını konu alan bir kitaptan kurtuldum. Dumanı üzerindeki bu kitaptan, kendimden söz etmek için değil -insanın kendinden söz etmesi kadar çirkin bir şey olabilir mi?- bilgelerin soluğunun üzerimize daha kuşatıcı biçimde estiği Ramazan-ı şeriften söz etmek niyetiyle bahs açıyorum. Anka’dan sonra artık, kendi hikâyemi, Üstad’ı (dahası…)
Eski ramazanlar 3 Eylül, 2008
Posted by hd in Ramazan, Yaşanası.Tags: Eski ramazanlar, ramazan 1429, ramazan ayı, ramazan-ı şerif
add a comment
Ramazan’ın müjdecisi Yeni Hilal….
İslam inanışına göre her yıl Ramazan ayı, ramazan hilalinin doğuşu başlar. Bu sebeple eski Ramazanlarda kutsal ayın yaklaşmasıyla hareketli günler başlardı. Herkes Ramazan’ın geldiğinin müjdesini verecek incecik hilalin gökyüzünde görüneceği anı yakalamak peşindeydi. Akşam saatleriyle birlikte “yeni hilali ilk gören kişi” olmak sevdası, “Yevmüşşek” yani şüpheli günler diye adlandırılan Şaban ayının son günlerinde yoğunlaşırdı. Şer’iye mahkemelerinde kadılar, müftüler sabahlara kadar nöbet tutup Ramazan müjdecisini beklerlerdi. Sonunda Yeni Ay’ı ilk gören soluğu kadının huzurunda alır ve “Ay’ı ilk gördüğüne dair” yemin ederek, Ramazan’ın ilan edilmesini sağlardı. Toplar atılır, mübarek ayın geldiği dört bir yana duyurulurdu. (dahası…)
Ey Oruç tut beni! / İsmail Kılıçarslan 2 Eylül, 2008
Posted by hd in Ramazan, Yaşanası.Tags: ey oruç tut beni, ismail kılıçarslan, oruç, ramazan 1429, ramazan ayı, ramazan-ı şerif
add a comment
Kaba ve bilinen bir örnektir. Bir eşeği akşama dek otsuz ve susuz bir köşeye bağlarsanız; şekilsel olarak o da oruç tutmuş olur.
Önemli olan aç kalmak değil. Önemli olan oruç tutmak da değil. Önemli olan, orucun bizi tutması!
“Bir kez gönül yıktın ise / o kıldığın namaz değil” der ya Yunus Emre; Ramazan ayının ve Oruç ibadetinin bize önerdiği şey de tam olarak budur bana kalırsa: Gönül yıkmamak. Böylelikle tuttuğumuz “şey”in oruç olmasını sağlamak.
Orucun, kişiye öğretmesi gereken en önemli unsurlar “tahammül”, “sabır” ve “yoksunluğa alışma” kavramlarıdır. Biz, sahurdan iftara yemekten, içmekten ve cinsellikten uzak durarak tahammül etmeyi, sabretmeyi ve yokluğa-yoksunluğa alışmayı öğreniriz/öğrenmeliyiz.
Kurban ibadetini tanımlayan ayetlerden birinde “kestiğiniz kurbanların ne etleri ne de kanları Allah’a ulaşacak değildir. Allah’a ancak takvanız ulaşır” denilmektedir. (dahası…)
Tut Beni Ey Oruç; Kavra, İyice Tut… / M. Nihat Malkoç 2 Eylül, 2008
Posted by hd in Ramazan, Yaşanası.Tags: iftar, nihat malkoç, oruç, Ramazan, ramazan 1429, ramazan ayı, ramazan-ı şerif, sahur, tut beni ey oruç
add a comment
Masmavi bir göğün şafağında dalarken yemyeşil düşlere
Kalemin zehirli kanı damlar bembeyaz sayfalara
Bulutlar kusar acıların haram meyvesini
Şakiler tutar yolların nurlu kavşağını
Gözlerimin kan çanaklarında yüzer sülükler
Sen yetişirsin ufukları kuşatan ve kucaklayan ramazan
Sen derman olursun katmerleşen yürek yarama
Panzehirim, azgın fırtınalarıma şefkatli liman…
Tut beni ey oruç; tut ki uçurumlarda hakikatin eteğine yapışayım
Yalanların kızgın ateşinde akışkan berrak suyum ol… (dahası…)
Ramazan gelmiş kapımıza… 2 Eylül, 2008
Posted by hd in Ramazan, Yaşanası.Tags: iftar, oruç, Ramazan, ramazan 1429, ramazan ayı, ramazan-ı şerif, sahur
add a comment
ben dayarım başımı topraktan akşamlara, anladım ramazan gelmiş kapımıza
içimde susamları aceleyle serpiştirilmiş bir ramazan pidesi tazeliği var
mutfağın gıcırdayan kapısını, annemin çorba karıştıran ellerini görebilecek kadar açıyorum
komşulara götürmem için hazırladığı yemeklerin başında bir şefkat bekçisiydi annem, gülümsüyorum
iftar vakitleri gelince ne kadar gıcırdasa da, bir kraliyet kapısıydı mutfak kapısı
öylece bırakıyorum..
babamın, günlük gazetelerin arasına yerleştirilmiş imsakiyeleri alıp, diplomasını yeni almış bir çocuk gibi duvarın dökülmüş yüzüne asması duygulandırıyor beni
boğazımdaki düğümü çözen bu mubarek telaşa bakıp ağladığımda, her yaşım büyütüyor sanki merhametimin yaşını (dahası…)
Göğün Coşkusu: Mağfiret Yerin Coşkusu: Savm! / Abdülaziz Tantik 2 Eylül, 2008
Posted by hd in Ramazan, Yaşanası.Tags: abdülaziz tantik, iftar, oruç, Ramazan, ramazan 1429, ramazan ayı, ramazan-ı şerif, sahur
add a comment
Meltem rüzgârları hafif hafif esmektedir. Bir bahar muştusu sunuyor! Senfoni duyguları coşturuyor. Müthiş bir ahenk ve coşkulu bir dimağ hareketlenerek zifafa hazırlık yapıyor. Her şey bu derin uyumun sıcaklığına teşne ve büyük bir arzuyla bekleyişe hayran hayran duruyor…
Bu duygusal coşku meltem rüzgârları gibi yüzleri okşayarak insanda müthiş bir sıcaklığın oluşturduğu duyguyu harekete geçirmekte ve insanın yüreğini kıpır kıpır hareketlendirmektedir.
Yeni, yepyeni bir ruh ikliminin doğuşunu müjdeleyen bu meltem rüzgarı, insanı duygu sarhoşluğuna mahpus etmekte ve kalbin rikkat kazanarak insanlığa ve varlığa yönelik ilgisini canlandırmaktadır. Varlık bir gelin nazlığında hazırlanıyor bu kutlu ana! Hasret ve hüzün yerini sevince ve zevke terk ediyor. Bu buluşma anı; karanlığı ve karanlıktan beslenenleri çok korkutuyor. Kendi karanlıklarına mahkûm bir yaşamı (dahası…)
Samanyolu’nda Ziyafet / Sezai Karakoç 2 Eylül, 2008
Posted by hd in Ramazan, Yaşanası.Tags: diriliş, iftar, oruç, oruç yazıları, Ramazan, ramazan 1429, ramazan ayı, ramazan-ı şerif, sahur, Samanyolunda Ziyafet, sezai karakoç
add a comment
Oruçtur
Bir kuşluk gibi, ağaçların arasından, kuş seslerinin marul içi tazeliğindeki bebeksi sevinçlerin içinden güneş neşesinin yürüyerek insanları kuşatası gibi gelen Oruçtur.
Yüzünde nur, elinde Kur’an, dudaklarında salavat, yüreğinde Yaradan sevgisi ve korkusu, hayalinde ideal İslam yurdu, kafasında gerçekçi gurursuz akıl, ruhunda ve vücudunda namaz, mü’min ve Müslüman aydır bu gelen; Oruç ayı. (dahası…)
Bir Hadis-Bir Ayet 2 Eylül, 2008
Posted by hd in Hakikat, Ramazan, Yaşanası.Tags: ayet, bakara 185, bakara suresi, hadis-i şerif, iftar, oruç, Ramazan, ramazan 1429, ramazan ayı, ramazan-ı şerif, sahur
add a comment
“Oruç kalkandır. Biriniz oruç tuttuğu gün kötü söz söylemesin ve kavga etmesin. Şayet biri kendisine söver ya da çatarsa ‘Ben oruçluyum’ desin.” (Hadis-i Şerif)
İnsanlara yol gösteren, doğru yolu, doğruyu ve yanlışı açıklayan Kur’an ramazan ayında indirilmiştir. Sizden kim o aya erişirse oruçla geçirsin. (Bakara 185)
Bosna’da Ramazan tebriği hâlâ Türkçe söyleniyor / Fatih Gürsoy 1 Eylül, 2008
Posted by hd in Ramazan, Yaşanası.Tags: bosna'da ramazan, bosna-hersek, iftar, oruç, osmanlı, ramazan 1429, ramazan ayı, ramazan-ı şerif, sahur, saray-bosna
add a comment
Bosna-Hersek’te, Osmanlı’dan kalma âdetler hâlâ yaşatılıyor. Genç-yaşlı bütün Müslümanlar ‘Ramazan şerif mübarek olsun’ diyerek birbirlerini tebrik ediyor; ancak söyleyen de dinleyen de bu cümlenin mânâsını bilmiyor!
Yaklaşık altı yüz yıl önce İslamiyet’le tanışan Bosna, Ramazan aylarını Osmanlı’dan kalan izlerle geçiriyor. Heyecan her yıl olduğu gibi Ramazan ayı daha gelmeden başlıyor. Osmanlı döneminden kalma Başçarşı ve oraya uzanan bütün sokak ve caddeler adeta bir gelinlik gibi süslenirken şehirdeki bütün camiler ışıklandırılıyor. Ramazan’da birçok şehirde her yaştan binlerce insanın iştirak ettiği dinî musiki konserleri veriliyor. Medreseler (imam-hatip liseleri) tatil ediliyor ve öğrenciler halka dinî konularda yardımcı olması, hizmet etmesi için ülkenin her tarafına dağıtılıyor. Bosna-Hersek, Hırvatistan ve Sırbistan’da bulunan Müslümanların dinî liderliğini üstlenen riyaset makamı Ramazan ayını büyük afişlere Türkçe ‘Ramazan şerif (dahası…)
İşte o an: İftar vakti / Fatma K. Barbarosoğlu 1 Eylül, 2008
Posted by hd in Hakikat, Ramazan, Yaşanası.Tags: iftar, iftar vakti, oruç, Ramazan, ramazan 1429, ramazan ayı, ramazan-ı şerif, sahur, yenişafak
add a comment
O an diye bir cümleye başladığımızda, arkasından fevkalade bir hikayenin sökün edeceğini muhatabımız anlar. Nedir, yaşanmakta olan zamanı o an diye çerçeve içine alarak, unutulmaz kılan kimya? Bir nehir misali akıp gitmekte olan zamanı “o an “ ile kesintiye uğratan, çoğunlukla yoksunluklardır. Akıntının içinde yaşayıp giderken, yaşamın kendisi öylesine sıradan ve tek düze bir hale gelmişken, hiçbir şey fevkaladenin aynasına düşmez. Olağanın, olağanüstüye evirilmesi için kesinti şarttır adeta. Şair, hayatın şiirselliğini kesintiye uğramasında ararken ne kadar da hislerimize tercümandır aslında.
Varlığın içinde olanlar varlığın kıymetini bilmez. Nedir varlık? Sağlık bir varlıktır. Ama sağlığın bir varlık olması için bütün uzuvlarının farkında olması lazımdır kişinin. Sağlıklıyken farkına varmayız hiçbir uzvumuzun. (dahası…)









